top of page

​AKADEMİK HAYAT

Öğretmenlerimiz çok çalıştıkları halde eğitim sistemimiz niye hala bu halde?

 

Öğretmenler ne kadar çalışıyor?

 

Başka şekilde ifade edelim. Öğretmenler çok mu çalışıyor?

 

Bunu anlamak çok zor değil.

 

Konuyla ilgili yapılan araştırmalar var. Türkiye'de öğretmenlerin çalışma süreleri ile farklı ülkelerde bulunan öğretmenlerin çalışma süreleri karşılaştırılmış. Ortaya çıkan sonuç ne dersiniz. Ülkemizde öğretmenler dünyadaki bütün ülkelerde bulunan öğretmenlerden daha mı çok çalışıyorlar. Tam olarak öyle değil. İstatistikleri nasıl okuduğunuza bağlı ve hangi ülkelerle karşılaştırdığınıza. Eğitim konusunda başarılı ülkelere bakalım. Finlandiya ve Güney Kore. Finlandiya'daki öğretmenlerin Türkiye'deki öğretmenlerden daha az, Güney Kore'deki öğretmenlerin ise daha çok çalıştığını görüyoruz (istatistikler öyle söylüyor). OECD ortalamalarına bakacak olursak ülkemizin ortalamanın üzerinde olduğunu görüyoruz. Ancak bir başka veri olan ders saatleri ortalamalarına bakacak olursak. Türkiye'de 8 yıl süren temel eğitim boyunca gerçekleşen ders süresi AB'de 7 yılda gerçekleşiyor. Yani birinci sınıftan sekizinci sınıfa kadar bir öğrencinin ülkemizde aldığı ders saati ile AB ülkelerindeki durum karşılaştırıldığında, Türkiye'de toplam bir yıllık süre kadar daha az ders yapıldığı görülüyor.

Bu bilgileri nasıl anlamamız gerekiyor. Yani öğretmenlerimiz diğer ülke öğretmenlerinden daha çok süre çalışırken, öğrencilerimiz aynı ülkelerdeki öğrencilerden daha az ders alıyorlar. Bunu nasıl anlamalıyız. Açıklamanın bir kaç yolu var. Ama burada yorumu sizlere bırakıyorum.

 

Şimdi gelelim eğitim sistemimiz ile ilgili duruma. Her kesimin bildiği gibi eğitim sistemimiz çok iyi bir durumda değil. Bunun pek çok sebebi olmakla birlikte öğretmen niteliğinin önemli bir rolü olduğu biliniyor. Eğitim sisteminin iyileştirilmesi ile ilgili önerilere bakıldığında hemen hepsinde öğretmen niteliklerinin artırılması için çalışmaların yapılması gerektiğinden bahsediliyor. Ne var ki son zamanlarda yapılan bir çalışmada farklı ülkelerdeki öğretmenlerin hizmetiçi eğitime olan ihtiyaçları kendilerine soruluyor. Ve en az hizmetiçi eğitime ihtiyacı olduğunu Türkiye'deki öğretmenler ifade ediyorlar. Halbuki gerçekte ülkemizde yapılan araştırmalar ve öğretmenlerin kendileri, pek çok ortamda hizmetiçi eğitim eksiğinden ve zamanında eğitim desteği alamamaktan yakınmaktadırlar.

Bütün bunları nasıl yorumlamalıyız. Birincisi bizim asıl sorunumuz eğitim sistemimizden beklenen başarının elde edilememesi. Bunun olması için sunulan önerilerin başında öğretmenlerin niteliklerinin iyileştirilmesi gelmekte. Öğretmenlerimiz ise bu düşünceye kısmen katılmaktadırlar. Ancak öğretmen niteliklerinin artırılması söz konusu olduğunda iş hiç te konuşulduğu gibi olmuyor. Çünkü yukarıda da ifade ettiğim gibi öğretmenlerimiz hizmetiçi eğitime ihtiyaçları olduğunu pek fazla düşünmüyorlar. Üstelik bir de çok çalıştıkları halde hakettikleri ücreti alamadıkları gibi bir itirazları var. Bu yüzden çalıştıkları sürede de yeteri kadar verimli olamıyorlar.

 

Olayı tersinde düşünecek olursak. Öğretmenlere hakettiklerini düşündükleri yüksek ücreti verebilmek için ülkemizin daha zengin ve ekonomik olarak güçlü olması gerekiyor. ülkenin zenginleşmesi için de insanlarımızın iyi eğitimli ve üretken olması gerekiyor. İnsanların iyi eğitimli olması demek eğitim sisteminin iyi olması demek oluyor. Eğitim sisteminin iyi ve yeterli olması ise ilk başta öğretmenlerin yeterli niteliklere ve donanıma sahip olması anlamına geliyor. Bütün bunlar gerçekleştiği taktirde öğretmenler gibi diğer bütün meslek çalışanları da daha iyi ücret alma şansına sahip olabilirler. Ancak mevcut durumda öğretmenler biz zaten çok çalışıyoruz ve yeterli ücreti alamıyoruz dediği zaman, az önce sıraladığım zincir kopuyor ve devamı gelmiyor. Olay bu kadar basit ve sıralama her zaman böyle olmasa da ve konu sadece öğretmenleri ilgilendirmese de, mantıksal olarak konuyu anlamak açısından örnek dikkate alınabilir.

Sözün kısası eğitim sistemimizde ciddi sorunlar var. Bu sorunların önemli bir kısmı öğretmenleri ve öğretmenlerin niteliklerini ilgilendiriyor. Öğretmenler de bu durumu kısmen kabul ediyor. Ancak bunu düzeltmek için ne bireysel bir gayret ne de kurumsal ciddi bir çalışmaya katılmaya istekli değiller. Hatta öğretmenler kendilerini mesleki ve kişisel açıdan geliştirecek her türlü çalışmaya açık olduklarını söyledikleri halde, ellerine fırsat geçtiğinde pekte söyledikleri gibi davranmıyorlar.

 

Bir de, öğretmenlerin çok çalıştığı ve buna rağmen ücret olarak karşılığını alamadığı söylemi var (özellikle sendikaların ifadeleri bu şekilde). Ancak öğretmenlerimiz niye az çalışmak istiyorlar bunu da anlamak çok mümkün değil. Hem az çalışarak çok başarılı olunduğu hiç yaşanmamış bir durum. Eğer iyi bir eğitim sistemi oluşturmak ve bu yolla ülkemizin gelişime katkı sağlamak istiyorsak en önemli görev öğretmenlere düşmektedir. Öğretmenlerimizin de öğrencilere daha faydalı olmaları için çok çalışmaları ilk koşul olarak karşımıza çıkıyor.

 

Yrd. Doç. Dr. Bayram ÖZER
Ondokuz Mayıs Üniversitesi 
Eğitim Fakültesi
Eğitim Bilimleri Bölümü

© Disiplinlerarası Eğitim ve Araştırma Derneği Wix.com ile kurulmuştur.

  • w-facebook
  • Twitter Clean
  • w-googleplus
  • w-youtube

Ayrıntılarınız gönderildi

bottom of page